İşlerin iyi gitmesi ve Beşiktaş


Sinan Tural

Sinan Tural

24 Mart 2017, 09:23

Futbolda pek çok şey yaparsınız; bir kısmı doğru, bir kısmı eksik ya da yanlış. Ki Türk futbolunda genellikle eksik ve yanlış olur çoğunlukta, az biraz doğru birkaç hamle yaptınız mı da zaten başarılı oluyorsunuz. Fenerbahçe, Beşiktaş ya da Galatasaray ise bu birazcık iyi işler yapan (ya da diğer iki rakip zerre kadar doğru işler yapmaması da yeterli oluyor bazen) zaten gelir şampiyonluk. Diğer kulüplerseniz az biraz doğru işlerle kümede kalırsınız, devamlılık sağlarsanız Gençlerbirliği gibi ilk 10’da hep olursunuz, az biraz doğru işler ve devamlılık bir araya gelince de Başakşehir olursunuz. Kurumsallığınıza rağmen sportif olarak hemen hemen hiç doğru hamle yapmazsanız da Rizespor gibi her sene “düştü düşecek” pozisyonda olursunuz.

Futbolda zamana ihtiyacınız vardır, sabırlı olmaya ihtiyacınız vardır, futbolun evrensel ve yerel dinamiklerine uygun hareket etmeye ihtiyacınız vardır muhakkak… Ama bu süreçlerde de kimine göre şans, kimine göre topun sizi sevmesi, kimine göre maç şansı da diyebilir ama daha genel ifadeyle buna “işlerin iyi gitmesi” diyebiliriz. Yani topun direğin iç tarafına vurup ağlara gitmesiyle direğin dışına vurup auta çıkması arasında minimize edilebilecek kadar detaylar vardır. Memleket futbolunda da bu kadar minimize edilmiş detayların, diğer kısımlar döküldüğü için, önemi fazlasıyla vardır.

Mesela Beşiktaş’ın Olympiakos’u elemesine biraz farklı bir gözle bakalım. Beşiktaş rakibinden daha iyi takım olabilir kağıt üstünde, favori de olabilir ama Aboubakar bir anda her şeyi berbat edeceği bir noktaya getirdi turu. İşte bu noktada maçta işlerin iyi gitmesini sağlayan kısım Beşiktaş’ın oyun gücünden çok Olympiakos’un kalecisi Nicola Leali’ydi. Beşiktaş belki yine de tur atlardı, bilemeyiz ama maçın kader adamı Leali oldu yediği hatalı gollerle. Beşiktaş elenseydi Antalya’daki beraberliğin stresi, anlamı farklı olurdu. Hele de Başkaşehir Karabük’ü yenseydi mesela. Bambaşka bir şey konuşuluyordu şimdi.

Başka bir örnek de Bilic döneminin Beşiktaş’ın şampiyonluk yarışı ile ilgili verilebilir. Bilic’ten beri Beşiktaş ligin en güçlü ve en iyi futbol oynayan takımı oldu hep. Olimpiyat Stadında Galatasaray’a karşı Gökhan Töre’nin sağ ayağıyla attığı şut direkten döndü, Bilic’in takımı yine derbi kaybetti, arkasından da şampiyonluğu. Sonraki sezon ise Fenerbahçe maçında bu kez tersi oldu; Robin van Persie’nin topu direkten döndü ve Şenol Güneş’in Beşiktaş’ı derbi kazanmış oldu. Sonra da şampiyonluk geldi.

Bu direkle tüm süreçleri açıklama çabası değil elbette bu; sadece işlerin iyi gitmesi bizim futbol ortamımızda sanılanın çok ötesinde bir öneme sahiptir. Buradaki vurgu “bizim futbol ortamımız” üzerindedir. Hele de bu durumlar kırılma anlarında oluyorsa. Mesela Bilic’li ikinci sezonda derbi kazanmadan 30’uncu haftaya lider girdi Beşiktaş. Ligin sonlarında oynanan futbolun hiç önemli olmadığı (Türkiye’de ne zaman önemli ya zaten) haftalarda Beşiktaş, Gaziantepspor’la berabere kaldı ve liderliği Galatasaray’a kaptırdı. Bu maçın son saniyelerindeki direkten dönen top akıllarda kaldı belki ama maç boyunca 24 şutluk bir üstünlük ve kaçan %100’lük fırsatlar olmuştu. Demba Ba ya da Sosa kaçanlardan birini atsaydı mesela derbi kazanmadan ligin sonunu getirebilirdi Beşiktaş.

Ama sonraki Şenol Güneş’le olan sezonlar (devam eden dahil) hem olgunlaşan bir kadro söz konusuydu hem de işler gerçekten iyi gitti, gidiyor. Pek çok kırılma anı Beşiktaş’ın lehine sonuçlandı. Futbolun içinde olan ve gayet doğal durumlar bunlar tabi ki. Şenol Güneş de oturan yapıyı iyi yönetti ve işlerin iyi gitmesiyle şampiyonluk geldi. Sadece statsız sezonlar geçiren Bilic’e özellikle derbi konusunda fazlasıyla yüklenildi ve kurduğu yapının finalini yapamadan ayrıldı ya, onun burukluğu ile yazıldı bu yazı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yusudgh - 4 ay önce
haaaaah
Avatar
Halil Ibrahim cengiz - 4 ay önce
Dagdayim
Avatar
Emir - 4 ay önce
Maç izlemek istiyorum
Avatar
Ümit aksu - 4 ay önce
Galatasaray Fenerbahçe canlı maç
Avatar
Hayati - 4 ay önce
İzleyelim
Avatar
Hakan - 4 ay önce
Seviyorum
Avatar
Hidayet berkay coban - 4 ay önce
Fb bu macı yenerse trabzon 3. Olacak inşalah
Avatar
Enes - 4 ay önce
Maç ile ilgili yorum beraber biter