Bir taraftarın “sevgililer günü”


Rıdvan Nicolas Erdem

Rıdvan Nicolas Erdem

Okunma 14 Şubat 2017, 10:13

Elimizde Appiah varken, "Yahu bize bunun daha tekniği lazım... Appiah iyi ama Avrupa'da yetersiz kalıyor" dediğimiz için Allah belamızı verdi bence. Son senesinde gol kaçırdığı için van Hooijdonk'u yuhaladık, sonrasında onun tek bacağı etmeyecek adamlar santrfor oldu Fenerbahçe'ye. Formayı çıkarıp yere attıkları yetmiyormuş gibi bir de affedildiler.

Pubis sakatlığı geçiren Alex'imize bile laf söyledik… O yuhaladığımız adam oyundan çıkarken alkışladı bizi. Deivid için "sağ bek bindirme yapmasa adam geçemiyor" dedik, başımıza top kontrol ederken “eyvah” dedirten Aatıf falan geldi.

Fenerbahçe futbol tarihinin en teknik stoperi Fabio Luciano için, "Stoper gol atmasın arkadaş, önce kaleyi savunsun" gibi sığ yorumlar yapıp Yobo, Bruno Alves gibi adamlara mahkum olduk. Sol bek olarak Andre Santos'u "laubali" bulduk... “Ginga” dan başka bir halt bilmiyor, keyfine oynuyor dedik… Allah yine belamızı verdi. Şimdiki rotasyona bak, Hasan Ali-İsmail Köybaşı. Yazarken bile insanın ensesine soğuk bir ürperti vuruyor.

Tuncay'a çok top kaybediyor diye kızardık, Volkan Şen diye bir şey geldi başımıza kimse farkında değil.

Zico'ya stajyer hoca muamelesi yaptık, başımıza İsmail Eagle’lar, Aggresivo Pereira’lar geldi. İspanya ile Avrupa Şampiyonu olmuş Aragones’e forvet olarak Güiza (ki onun gibi doğru koşu yapan forvetimiz olmadı, adamcağız eş kurbanı olup aklını yitirdi), orta saha olarak Josico’yu layık gördük. Sonra gelen her kötü sonuçta yaşlı başlı adama hakaretler yağdırdık. Bugün Aragones rahmetli olalı 3 yılı geçti. Kendisi Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi Gruplarında gören son teknik direktörümüz.

Edu Dracena gibi savunma sanatkarı için “hep kendi kalemize gol atıyor, olmaz olsun böyle stoper” diyenimiz oldu. Rapaiç için “hantal” dedik, geldi mi onun gibisi? Var mı şu an takımda onun kadar sol ayağı iyi olan biri?

Hatırlayın, Nicolas Anelka bir dönem yedek oturuyordu Fenerbahçe’de. Sağ kanattan “öyle bir geliyordu ki” Fransız, bugün yerine oynayan imitasyonu Lens gibi kiralık da değildi. Bizimdi, öz kaynaklarımızdan biriydi bu adam.

İnsan elindekinin kıymetini yitirince anlarmış. Benim gibi Fenerbahçe’ye gönül verenlerin de durumu buna benziyor. Bu saydığım isimlerin kimi teknik direktör oldu, kimi bireysel antrenör, kimi de başka işlerle meşgul şu sıralar. Ne tuhaf ki, hiç biri kulüp bünyesinde kendine yer bulamadı.

Neredeyse hepsiyle kötü ayrıldık. Alex de Souza gibi, bugün bile insanların tanıdığı futbol markasını adının yanına yazdıramıyor Fenerbahçe. Kişisel husumetler, egolar, hepsi üstün geliyor insanların Fenerbahçe sevgisinden. Tedaviye başlamadan önce teşhis yapmak gerekir. Kabul etmek gerek, hastayız çünkü vasatlaştık. Mahallenin marka eşofman giyen zengin, şımarık çocuğuyken elimizdekinin kıymetini bilemedik.

Fenerbahçe semt bakkalıyken süpermarket açma niyetiyle yola çıkan, fakat yaptığı yanlışlar yüzünden mesleğini yitirip bakkala çırak olan biri gibi. Çırakken de burnundan kıl aldırmıyor asla. Kendini hala o bakkalın sahibi olarak görüyor. Ortamlarda tanıştığı kızlara, “yok be kızım, buralar benimdi hep…” diyen tipler gibi. Kendine kendine yaptığı ihanetin bedelini ödüyor belki de bilmiyorum.

Benim gibi elinde hiç bir yaptırım gücü olmayan insanlar da dünyanın dört bir yanında gecenin 3’ünde uyanıp bunları yazabiliyor sadece. Çünkü artık Fenerbahçe o rüyalarını süsleyen Fenerbahçe değil. Fenerbahçe artık gözlerini kanatan, maçını izlerken coşku yerine öfke yaşatan bir takım haline evrildi. Bunda hem dış güçlerin (MHK, TFF), hem başkan ve yöneticilerin hem de taraftarın payı var. Herkesin sorumluluk yüzdesi bakış açısına göre değişkenlik gösterse de, denklemi oluşturan 3’lü budur benim gözümde.

Zeki Müren’in dakikalar süren ve bitmek bilmeyen Kahır Mektubu adlı taş plağı gibi, her maçta kederden içiriyor Fenerbahçe. Geçmişteki kadrolar akla geldikçe, yeni bir kadeh doldurası geliyor insanın.

Ve bitmiyor insanların içindeki bu acı. Taparcasına sevdiği kadından ayrılıp, onu aslında ne kadar çok sevdiğini söyleyecek gücü olmayan adamlar gibi taraftarı. Kadıköy’ü bize deplasman eylediler ey Fenerbahçe, unutma bizi… Bu sevgililer gününe de dargın giriyor Fenerbahçe taraftarıyla.

Temennim o ki; Samsun’a çıkan Mustafa Kemal gibi bir dev gelsin ve bu esareti sona erdirsin. Döksün Yoğurtçu Parkı’ndan dereye işgalcileri. İlan etsin o kurtarıcı, yeniden Fenerbahçe Cumhuriyeti’ni.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.