Özel Röportaj: Remzi Petek

Transfer dönemi tüm yoğunluğu ile devam ederken Futbol Artı, Türk kulüplerin transfer politikalarını, sorunlarını ve hatalarını Remzi Petek’e sordu.

Özel Röportaj: Remzi Petek

Muharrem Usta'dan Mehmet Ekici çıkışı!
Muharrem Usta'dan Mehmet Ekici çıkışı!
İlgili Makale

Futbol Artı Özel Röportaj - Google’a Remzi Petek adını yazdığınızda Muslera ile ilişkilendirilen (Muslera’nın menajeri vs şeklinde) haberler, bilgiler çıkar karşınıza. Ancak Güney Amerika ve Avrupa’daki profili bizde görünenden epey farklı. Zaten kendisi de, “Tam olarak menajerlik yapmıyorum, futbol yatırımcısıyım” diyor. Güney Amerika futbolu uzmanıdır Remzi Petek. Arjantin ve Uruguay’dan iki önemli akademinin Avrupa temsilcisi zira kendisi. Farklı bir profil, önemli bir futbol adamı ve evrensel futbol vizyonuna sahip. Türk futbolunun transfer sorunlarını, alışkanlıklarını, kulüplerimizin kaçırdığı ve daha sonra yıldız olan isimleri Rıdvan Nicolas Erdem sordu Remzi Petek FutbolArtı için cevapladı.

Öncelikle bize biraz kendinizi tanıtır mısınız? Menajerliğe nasıl ve ne zaman başladınız? Güney Amerika’ya yolunuz nasıl düştü?

Esasında tam olarak menajerlik yaptığım söylenemez. Yaptığım işi bir nevi futbol yatırımcılığı olarak tanımlamak daha doğru olabilir. CN Sports Argentina ve Estrella del Norte Uruguay futbol akademilerinin Avrupa temsilciliğini ve danışmanlığını yapıyorum. Özellikle CN Sports'ta yetenek geliştirme ve uzmanlaştırma alanlarında teknoliji destekli ciddi çalışmalar yapıyoruz. Bunun yanısıra Latin Amerika'daki önemli futbol yatırım gruplarıyla da kariyerli pek çok futbolcu için işbirliği yapmaktayım. Futbol sektörüne girişim çok planlı bir tercih değildi aslında. Bir dönem sosyal bir nedenle Arjantin'de kaldım ve futbol seruveni o sekilde başladı, sonrasında bütün G.Amerika'yı keşfetmeye başladım. Ben aslında ITU ve BU'de muhendislik eğitimi aldım, uzun yıllar yerli ve yabancı pek çok projede yoneticilik yaptım ve halen danışmanlık düzeyinde devam ediyorum. Futbola bakışım da bu yüzden mühendis ve işletmeci mantığında gelişti. Bu anlamda çarkların doğru işlemesi için gerekli olduğuna inandığım modelde buluşabildiğimiz bir kaç tane kulüple deneyimlerimi paylaşmaya çalışıyorum. 

Gerek Latin Amerika, gerek Avrupa’da farklı kulüpler ve futbolcularla çalıştığınızı duyduk. Bugüne dek hangi isimlerle yollarınız kesişti? Hangi oyuncularla çalışma fırsatı yakaladınız?

Güney Amerika hakikaten bir futbol cenneti. Arjantin, Uruguay, Kolombiya ve Ekvador gibi ülkelerde çok fazla sayıda kulübu iyi tanıyorum. Halen aktif futbol oynayan ve şu an kariyerini futbol sonrası çeşitli alanlarda sürdüren pek çok futbol adamı ile zaman içerisinde tanıştım ve dostluklarım oldu. Tek tek isim vermek hakikaten cok zor ama mesela Uruguay'da tanıştığım Inter'in efsanevi sol ayaklı forveti Ruben Sosa'nın Nacional kulübünün altyapısında genç oyunculara sadece nasıl şut atılacağını öğreten pozisyonda olması çok ilgimi çekmişti. 

"Türk futbolunda sistemin yenilenmeye ve felsefe devrimine ihtiyaç var"

Türkiye’deki kulüpler ve onları yöneten kişilerle olan ilişkilerinizi anlatır mısınız? Ülkemizde menajerlere olan bakış açısı ile yurt dışındaki bakış açısı arasındaki farklar neler?

Turkiye'de sadece belirli sayıda kulüple ilişki içerisindeyim başkan ve yönetim düzeyinde. Futbola ilginin bu kadar tutku dolu olduğu ülkemizde bence ciddi anlamda sistemde bir yenilenmeye ve felsefe devrimine ihtiyaç var. Bunun içerisinde yoneticileri, sportif kararları alan kişileri ve futbolcu temsilcilerini bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Dolayısıyla birbirleriyle olan birlikte çalışma kültürünü ciddi düzeyde geliştirmek gerekiyor. Çünkü yapılan harcamanın karşılığında elde edilen ürün kalitesi malesef çok düşük.

"Feda sezonunda Beşiktaş Matias Vecino'yı elinden kaçırdı"

Sizce günümüzde hangi kulüpler doğru transfer politikaları ile ilerliyor? Size göre bir takımın kadro mühendisliği nasıl yapılmalı ve bu iş kimlere emanet edilmeli?

Yine felsefe devrimi yani sistemin değiştirilmesi ile çok ilgili bir konu olduğunu düşünüyorum. Yönetimler 2-3 yıllığina göreve geliyor, teknik adamların çalışma süreleri çok değişkenlik gösteriyor. Dolayısıyle kulüplerimizde tanımlanmış bir futbol aklı oluşturmak gerekiyor. Bir dönem Akhisar Belediyespor ve feda döneminde Beşiktaş'ın transfer rotalarının doğru olduğunu düşünüyorum. Şu an aklıma gelen bir örnek sanıyorum transfer politikası konusuna uygun olur; feda dönemi başında Beşiktaş'a şu an Fiorentina'nın vazgeçilmezi olan Matias Vecino'yu önermiştik, tabii ki şartları oldukça uygundu ama o dönem Turkiye için tanınan bir oyuncu değildi. O günün şartlarında Beşiktaş'ın da mali ve sportif anlamda öncelikleri farklıydı ve dolayısıyla çok üzerine düşülemedi doğal olarak. Şu an Vecino'nun Avrupa'da talipleri çok ve bonservis bedeli Turkiye için oldukca yüksek. Bu bağlamda transfer politikası ve kadro muhendisliği çok kapsamlı bir konu, üzerinde ciddi olarak çalışmayı gerektiriyor. Bu bir ekip işi ve içerisinde kulübün geçmişini, gelecek vizyonunu ve misyonunu iyi algılayan bir futbol bilgini ve dünya futbol piyasasını ve gelişmeleri iyi analiz edebilen scout ekibine ihtiyaç var. Bu ekip teknik direktörün oyun felsefesine ve aynı zamanda kulübün mali yapısına uygun karakterde oyuncuları bulmalı. Bu oyuncularla sportif başarı ile birlikte ileride olabilecek futbolcu satışından gelir elde edilmesi hedeflenmeli. Ama hep şu örneği veriyorum: Düşünün ki siz çok iyi bir iş adamısınız ve hiç bilmediğiniz bir sektörde yatırım fırsatı doğuyor ve çok karlı bir hastaneyi satın alıyorsunuz. Ertesi gün yaptığınız ilk iş hastane yönetiminde kendini kanıtlamış birini işin başına getiriyorsunuz ve yıllık performansını takip ediyorsunuz. Fakat aynı işadamı farz edelim ki bir kulübe başkan oluyor. Hastane işinde yaptığının tam aksini yapiyor ve ertesi gün transfer görüşmelerini yürütmeye başlıyor. Her sektörde olduğu gibi futbol sektörünün de kendi dinamikleri var ve bu konuları uluslararası düzeyde bilen kişilere ihtiyaç var. Dolayısıyla mevcut yapıda transfer politikalarını doğru oluşturmak imkansız. Futbol çok ciddi bir iş yani ekonomik büyüklük, kulüplerin gerçek anlamda şirketleşmesi gerekiyor. Yöneticiler samimi olarak futbolu seven kişiler ama gerçek anlamda futbol yönetimi çok profesyonelce yapılmalı. 

"Ankaraspor (Osmanlıspor) Jose Maria Gimenez'i 17 yaşındayken almadı. Şimdi bonservisi 60 milyon Euro"

Türkiye’ye getirdiğiniz en yetenekli yabancı oyuncu kimdi?

Bu soruya talihsizlik nedeniyle getiremediğim en iyi yabancı oyuncu diye cevap vermeliyim belki de. Osmanlıspor yöneticisi Cenk Karayel ve o dönem kulüp scout şefi Derya Akkar ile birlikte Uruguay'a gitmiştik. Şu an Atletico Madrid'de oynayan Jose Maria Gimenez 17 yaşındayken çok beğenmiştik. Cenk bey transfer için çok istekliydi fakat o dönem federasyonun lige dönüş kararının kesinleşmesini beklediğimiz için geç kaldik ve oyuncu 3 ay sonra 3.5 M Euro’ya İspanya'ya transfer oldu. Manchester United'ın 60M euro üzeri teklifi reddedildi bu oyuncu için. Yine o dönem belirlediğimiz Giorgian De Arrascaeta ve Felipe Gedoz şu an cok yüksek bonservisli oyuncular.

Bir de genel anlamda soralım... Size göre Türkiye’ye gelmiş geçmiş en iyi yabancıoyuncu kim?

Pek çok üst düzey oyuncu geldi ülkemize tabii ki, fakat süreklilik ve toplam performans çerçevesinde değerlendirildiğinde sırasıyla Hagi ve Alex bana göre en çok iz bırakan oyuncular.

Türkiye’de menajer olmak isteyen bir çok genç var... Onlara nereden ve nasıl başlamaları gerektiği konusunda ne gibi bir öneriniz olur?

Menajerlik gerçk anlamda oyuncunun kariyer yonetimini yapmak. Genç arkadaslarım iyi eğitim almalılar. Spor hukuku, insan ilişkileri yönetimini iyi bilmek çok önemli. Genç oyuncularla başlamalarını ve onlarla birlikte deneyim kazanmalarını tavsiye ederim.

Modern futbol çağında en değerli futbolcu profili size göre hangisi?

Futbol çok ağır bir spor, sadece yetenek yeterli değil artık. Çok yoğun antrenman yapmak gerekiyor, dışarıdan görüldüğü gibi günde 1,5 saat idman yapıp sonrasında gezip dolaşmak kesinlikle değil. Dolayısıyla çok disiplinli bir yaşam gerektiriyor. Üst düzey futbol oynamak isteyen genç futbolcuların aynı zamanda en az 1 yabancı dil konuşabilmeleri de kariyerleri açısından çok ama çok onemli.

"Türkiye'de Benfica ve Porto olmasa da Braga ve Brugge olacak düzeyde kulüplerimiz var"

Türk kulüpleri ekonomik bataktan çıkmak için hangi oyunculara yönelmeli? Mali yapıyı sarsmadan nitelikli bir kadro nasıl kurulur?

Öncelikle şunu kabul edelim ki transferde yüzde yüz isabet sağlamak mümkün değil. Bunu dünyanın en büyük kulüpleri dahi başaramıyor. Çünkü doku uyumu, külturel adaptasyon gibi pek çok insani faktör devreye giriyor. Bir üretim tesisine yeni makine ekipman aldığınızda da belli bir verimliliğe ulaşması zaman alıyor ki futbolda makine değil insan ile çalışıyorsunuz. Öte yandan planlamanızı en verimli şekilde yapmaktan da geri kalmamanız gerekiyor. Kulüplerimizin dünya piyasasını iyi bildiklerini söylemek pek mümkün değil. Sadece Porto, Benfica, Chelsea gibi kulüplerden oyuncu alarak ekonomik modeli doğru kurmanız çok zor. Tabii ki kadronuzda tecrübeli oyunculara da ihtiyacınız var ve bunları bilinen liglerden alabilirsiniz. Ama gelecek vaat eden oyuncu konusunda doğru modeli bir türlü oluşturamadık. Turkiye'de çok duyduğumuz "bize hazır oyuncu lazım" tanımlaması 24 kişilik kadronun tamamını oluşturamaz ve dünyada bir geçerliliği yok. Örnek vermek gerekirse Franco Cervi'yi Benfica'ya, Lucas Alario'yu River Plate'e gitmeden önce almaya çalışmalısınız. Sonrasında zaten sizi tercih etmeleri imkan dahilinde olmuyor. Bence Türkiye'de Benfica ve Porto olmasa da Braga ve Brugge olacak düzeyde kulüplerimiz var. Bunun için de ciddi anlamda kendimizi değistirmeliyiz.

Önümüzdeki transfer dönemlerinde projeleriniz neler?

Yeteneklerine inandığımız genç oyuncularımızı İngiltere, Almanya, Hollanda, Belçika, vb. liglerinde gelişimlerini devam ettirebilecekleri kulüplere yerleştirmeyi hedefliyoruz.

Röportaj: Rıdvan Nicolas Erdem

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.