81 ilin 1 ili tutması ve Galatasaray ile Tudor meselesi!


Sinan Tural

Sinan Tural

Okunma 15 Şubat 2017, 23:35

Herkesin kendi olduğu yerden, taraftan ya da tuttuğu takıma göre mesele değerlendirdiği ortamda, etik, ahlak, sportmenlik, futbol değerleri gibi konuların tartışılması en hafif söylemiyle komik. Sadece penaltı aldırırken, hakemi kandırmaya çalışırken, rakip attırırken, sözleşme imzalanırken ya da (skorun durumuna göre) zaman geçirirken “profesyonel olunur” anlayışına sahip futbol kültüründen fazlasını beklemek de naifliktir yine en hafif tabirle. Profesyonelliği para konuşmaya indirgeyen ortam bu… Hamasetin bol olduğu, mesleki (futbolcu, antrenör, yönetici, hakem, medya) yetersizliğin normalleştiği, evrensel futbol ve spor değerlerinden uzak bir ortam aynı zamanda…

Şimdi “profesyonel” olma zamanı!

Dolayısıyla Galatasaray, Karabükspor ve Tudor meselesinde tartışma zemini yanlış yerden gidiyor. “Sözleşmesinde madde varmış!” diyor bir taraf, “Biz o maddeyi böyle bir durum için koymadık” diyor diğer taraf, Tudor ise en net olan. Daha büyük bir kulüpten teklif aldı ve sözleşme şartlarını kullanıp ayrıldı. Burası açık. Tabi ki tutku, takım ruhu, takımdaşlık, futbol değerleri, yoldaşlık, oyuncu grubuyla kurulan bağ, taraftar, şehir vs gibi konular işine gelince konuşulur, şimdi “profesyonel” olma zamanı!

Şımarık zengin çocuk meselesi!

İşin bir tarafı bu, diğer taraf da futbolumuzun kangrenleşen yapısı. Türkiye futbol ortamında genel olarak işleyen yegane kural var: Büyük kulüplerin canı ne isterse o olur! “Şımarık zengin çocuk” diye bir mevhum vardır ya hani, tam anlamıyla budur 3 ya da 4 büyük kulübün durumu. Yeter ki istesinler, her şey ona göre oluverir. Seveni, destekleyeni, aklayını, pohpohlayanı boldur çünkü. O nedenle de asla haksız, mutsuz, başarısız çıkma ihtimali yoktur. Bir şekilde kendini yeniden üretir çünkü bu yapıda. En fazla büyükler arasında da dönemsel olarak öne çıkan olur, aralarında bir itiş kakış olur. O itiş kakış etrafında da döner futbol dünyamız. Ama söz konusu bu büyüklerin başarı, performans, gelişim kriterlerine baksan işte o yok. 100’er yılı aşkın tarihlerinde, yani toplasan 300 yıl kabaca, evrensel başarılar 3’ü 5’i geçmez.

81 il 1 ili tutar!

Twitter’da yazmıştı biri, “Türk futbolunun en büyük sorunu 81 ilin 1 ili tutmasıdır” diye! Müthiş tespit. Hele de herkesin övündüğü, sosyal hayattaki en önemli kimliklerinden olan, aidiyet duygusu yüksek olduğu memleketini futbol olunca unutur Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray peşinde koşar… Anlaşılır gibi değil… Bu ayrı bir konu olarak kalsın bir kenarda; Galatasaray ve Tudor meselesine dönelim, biraz da Karabükspor Başkanı Ferudun Tankut’un isyanının altındaki güdüye bakalım.

Tankut’un isyanı!

Eksiğiyle fazlasıyla, doğrusuyla yanlışıyla sesli düşünüp yazalım geldiği gibi; “Zaten her şeye sahipsiniz, şurada yeni çıkmışız lige, yeni bir takım yapmışız, ligde kalmaya çalışıyoruz, hoca mı yok size, bizim dengemizi niye bozuyorsunuz, kimi istese getirir Galatasaray, bizim hata lüksümüz yok, hata yapınca küme düşüyor çünkü Anadolu takımları” gibi sersenişler mi bunlar acaba? Olabilir… Sözleşme şartları, 150 bin Euro’dan bağımsız düşününce çok da haksız değil bu sesli yazılan düşünceler…

Büyüktür ne yapsa yeridir!

Ötekiler ise gerçekten “ötekilerdir” futbolda. Büyüklerin haricinde, Süper Lig’deki 3-5 takım arasındaki yarışın dışında hiçbir ligin önemli olmadığı ortamda futbolcu, teknik adam ve kulüp öğütücüdür futbolumuz. Düşer, çıkar, transfer yasağı gelir, borçlar büyüğür, her sene bir lig daha düşer hata yaptığında… Ama büyükler için geçerli değil bu durum. Finansal Fair Play ile birazcık ama gerçekten birazcık kendilerine çekidüzen vermeye çalışıyorlar işte. O da UEFA’nın gözünü boyayacak kadar, bir kıdım fazlası değil. Borç durumlarına baktığımızda Türkiye’de başka hiçbir iş-meslek sektöründe böyle bir yapının ayakta durma şansı yoktur. Diğer kulüplerde böyle mi? Tabi ki değil… 3-5 örnek dışında (3-5 ama gerçekten 3-5) onlar da büyükler kadar beceriksiz ve kötü yönetiliyor. Ama onlar kötü yönetilmenin bedelini ödüyor bir şekilde. Lig düşüyor, transfer yasağı alıyor, dibe doğru gidebiliyor. Bir sürü örnek var bilinen, bilinmeyen. Ama devasa borçlarına rağmen büyüklere bir şey olmuyor! Gelirden pastanın büyük kısmını da onlar alıyor sorgusuz sualsiz. Bayılırız İngiltere, İspanya, Fransa’dan örnek vermeye ama kuralı, hukuku, gelir dağılımına gelince, “Biz olduğumuz için yayın kutusu satılıyor” jargonuna dönüveriyor hemen hepsi. Gelir dağılımında (dağılımdaki oran) uçurum vardır hayran olduğumuz liglerle ile bizimki arasında. 3 dakikalık internet dolaşmasında fark çok rahat görülür. Alt liglere, alt yapılara hiç girmeyelim, zaten altta kalanın canı çıksın!

Ve tabi ki cilalı imaj devri!

Mehmet Demirkol güzel dedi, “Tudor twitter transferi” diye! İmaj, algı, köpük dünyasındayız en kaba söylemle. Karabükspor’da 20 maçta 9 yenilgi almış olmasının bir önemi yok mesele Tudor’un ya da sezonu tamamlayamadığı Paok performansının ya da her türlü üstte olacak olan Hajduk Split’teki sürecinin… Medyada bir fırtına koparmak yetiyor her şey için futbolumuzun cilalı imaj devrinde! (Cilalı imaj devrini en güzel tabi ki Can Kozanoğlu anlatır kitabında) Tudor Galatasaray’da başarılı olur ve ya olmaz! Başarı kriterinin ne olduğu da belli değil ya! Zaten sırasıyla şampiyon oluyorlar. Biri de Tudor’a denk gelir ya da gelmez. Bütün mesele bu! Ama Tudor’un (harika defans oyuncusu olarak değil teknik adam olarak) sportif başarısını değerlendirecek ve büyük büyük öngörülerde bulunacak doneler yeterli değil, o nedenle, “Şans, kader, kısmet” işine kaldı Tudor’u Galatasaray’da yapacakları.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Erdal - 5 gün önce
Ya bu düpedüz ahlaksızlık
Bu neye benziyor biliyormusunuz arkadaşlar
Arkadaşının karısını göz koyup ayartmaktır bu ,yada.
Köyün ağasının göz koyduğu karıyı elde etnesi gibi bir şey.
Misafir Avatar
NassyoneL - 5 gün önce @Erdal
Arkadaşın karısı için "belli bir meblayı getiren karımı alır" diye sözleşme yapmadığından eminim.